5 Mart 2008 Çarşamba

Bebek mi Düsünüyorsunuz? Önce Burayi okuyun 3

1-ÇOCUGUMUN CINSEL GELISIMI
Anne babalarin genelde kendilerini çaresiz hissettikleri konularin basinda çocuklarin cinsel gelisimi ve bu konuda çocugun gösterdigi davranislar ve konusmalaridir. Öncelikle sunu belirtmeliyim ki çocugun normal psikososyal gelisimi içerisinde arastirma , merak ve bununla birlikte ögrenme çok önemli bir yer tutar. Yani bu konuda anne babalarin çocuklarini dogru bir sekilde yönlendirmeleri ve çocugun normal gelisiminde ve ileriki hayatinda sikinti olmamasi için gerekli adimlari atmalari gerekir.
Çocuklar genelde 2-3 yaslarindan itibaren ilgilerini önce kendi cinsel organlarina ardindan çevredeki cinsel konulara yöneltirler .Bu normal bir psikososyal gelisim sürecidir. Bununla birlikte bu konular ile ilgili anne babaya sorular gelir. Bu sorular konusunda anne babalara temel olarak sunu öneriyoruz; Çocugun yasina uygun bir sekilde merak edilen konuyu veya yapilan davranisi açiklamaya çalismak gerekir . Ama asla yalana ve anlasilmaz yollara basvurmadan, sade ve anlasilabilir örneklerle bunu anlatmalari gerekir . Bu açiklamalarda çocuklar ancak yaslari ve birikimleri ölçüsünde bir seyler anyalabilirler. Anne babalarin sorular karsisinda panige düsmesi , cevap vermemesi veya çok karisik açiklamalar yapmasi , çocuklari daha da meraklandirir ve bu konuyu halletmez. Anne babalarin çocugu bu konularda terslemeleri veya çocugun sorusu karsisinda çocuga yanlis ve tutucu tavirlari çocugun cinsel gelisimini kötü yönde etkiler. Bu sorular ve asamalar genelde her çocuk için ayri zamanlarda gelisir ve çevre faktörleri ile degisir. Örnegin baska bir anneyi çocuguna süt verirken gören çocuk bu konuda merakini anne babasina yönelik sorulara ve oyunlarina yansitir. Bu konudaki merakinin giderilmesini bekler. Bu durum onun normal bir sürecidir.
Anne babalar çocuklarinin bazi davranislarini uygun olmayan davranislar olarak algilayabilirler. Örnegin 2-3 yasindaki çocugun kendi cinsel organi ile oynamasi (çok asiri olmamak sarti ile ) , evde çiplak dolasmaya çalismasi , annenin ve babanin veya baska insanlarin cinsel organlarini merak etmesi normal sinirlarda sayilir. Bu türlü davranislar çocuk yargilanmadan ve suçlanmadan yönlendirilmeye çalisilmalidir. Olur olmaz yerlerde olmayan cinsel davranislar sergileyen çocuklar ile bu durum yine ayni hassasiyet gösterilerek konusulmali ve bu durumun uygun olmadigi anlatilmalidir. Çocugun bazi davranislarina asiri tepki ortaya koymak ve asiri önemsemek o davranisi pekistirir. O nedenle asiri tepkiden kaçinmak ve o davranisi asiri derecede büyütmemek gerekir.
Çocugun baskalarinin cinsel organlarina ilgi göstermesi durumunda buralarin kisilere özel yerler oldugunun ve bu durumun karsidaki kisiyi rahatsiz edebilecegi söylenmelidir. Ayni sekilde kendisinin de özel yerlerine baskalarinin dokunmasinin da yanlis oldugunu ve bu konuda kisilere saygi gösterilmesi gerektigi anlatilmalidir. Çocugun bazi konularda gereginden fazla bilgilendirilmesi ve uygun olamayan bazi seyleri görmesi , çocukta cinsel olarak çok erken uyarilara neden olabilir. Bu durum çocugun cinsel gelisimi açisindan mahsurlu olabilir.
Çocuklarin cinsel egitimi ve süreci yasa uygun alinan bilgiler ve ögrenilen konular ile ergenlik yillarina kadar sürer . Bu durumda kiz çocuklar için anne , erkek çocuklar için baba iyi bir ögretici olur. Eger bazi konularda gerekli egitim verilmez ise çocukta etraftan duydugu yanlis seyler veya gereksiz bilgiler ile kendisini sikintiya sokabilir. Eksik kalan egitim ve bilgilendirme çocukta yanlis düsüncelere , korkulara ve ilerleyen yillarda sorunlu bir cinsel gelisime neden olabilir.
Çocuklarin gelisimi sürecinde cinsel konular veya yasa uygun meraklar yerini anormal ve çok abartili uygun olmayan cinsel davranislara birakirsa veya bu durum çocugun oyunlarinda çok farkli ve siradisi bir sekilde ortaya çikarsa ,o zaman bazi sorunlar var demektir. Bu durumda anne baba veya baska birinin yasa uygun olmayan cinsel egitiminin veya küçük bir ihtimal de olsa çocuga yönelik cinsel istismarin olabilecegi akla gelmelidir. Bu konuda anne babalarin uyanik olmalari gerekir. Bir çocuk psikiyatristi ile durumu degerlendirmeleri gerekir.
Çocuklari hakkinda anne babalar gerektiginde çocuk psikiyatristinden yardim almayi ihmal etmemelidirler.
2-)PARMAK EMME
Parmak emme sikayeti anne babalar tarafindan çok sik olarak dile getirilen sorularin basinda gelir . Parmak emen çocukta psikososyal gelisim ve saglik açisindan bazi problemler olusabalir . Parmak emme ile birlikte agiz ve dis yapisinda bazi problemler gelisebilir ve temiz olmayan elin alinmasi ile degisik hastaliklarin bulasmasi kolaylasir. Ayni zamanda gelisim olarak çocugun normal basamaklardan geçmesinde sorun olusturabilir. Bu nedenle çocugun bu davranisinin engellenmesi gerekir.
ParmaK emme bize bazi sikintilarin varligini hatirlatabilir .Genelde çocugun karsilastigi stres etkenleri ( kardes dogumu , göç , aile içi problemler vb.) karsisinda hayatin daha eski ve mutlu dönemlerine dönme isteginin bir belirtisi olarak bu belirtinin ortaya çiktigi düsünülür. Ve o dönem için bir doyum araci olarak parmak kullanilir .Bu durumu olan çocuklarda stres etkenleri degerlendirilerek çocuga gerekli yönlendirme yapilmalidir. Bir baska nedende aile tarafindan fiziksel bakimin yapildigi ama sevgi olarak yeterli doyumu alamayan çocuklarda bu türlü davranislari görülebilmesidir. Bu nedenle ailelerin yalnizca çocuklari için ayirdiklari belli bir zaman dilimi ile beraber çocuga devamli ilgi ve sevgi mesajlari ile çocugun sevgi ve ilgi gereksinimini karsilamalari gerekir.
Bazi durumlarda çocuk bebekliginde alistigi bu davranisi ( sütten veya biberondan kesmenin devami olarak ) devam ettirmek ister . Bu durumda da anne babalarin çocugu zamanlama olarak normal gelisim basamaklarina hazirlamalarinda bir sorun var demektir. Bir baska durumda çok fazla koruyucu kollayici ve çocuga yasindan küçükmüs gibi muamelede bulunan anne babalarin çocuklarindada bu türlü bir durum görülebilir. Bu nedenle anne babanin çocuga olan tavirlari ve yönlendirmeleri önemlidir. Çocugun yasina uygun davranma ve ona gereken degeri verme çocugu o asamanin gereklerini yapmaya zorlar aksi durumda çocuk belli asamalari geçmekte zorlanir.
Anne babalar bu sorunun halledilmesi için degisik yollara basvururlar , hatta bu durum çocuga abartili bir sekilde de yansiyabilir ( eline aci biber sürmek gibi) , Bu durum istisnai durumlarda basariya ulassa bile genelde kalici bir çözüm olmaz . Anne baba çocuk iliskilerinin bozulmasina yardimci olur. Bizim tavsiyemiz çocugun bu durumunu tamamen ilgi ve sevgi ortami içerisinde halletmek olacaktir. Yukarida bahsedilen durumda anne baba çocugun cezalandirilma psikolojisine kapilmasina neden olabilir. Yasi belli bir seviyede olan çocuklar için onunla konusmak ve bu durumdan rahatsiz oldugunuzu belirtmek önemlidir. Ama bu durumdada çocugu yargilamadan ve onu suçlamadan ilgi ve sevgi ile yaklasarak halledebilirsiniz. Bu durumun aliskanlik olarak iyice yerlestigi durumlarda ise çocugun eline krem sürme seklinde bir yol denenebilir. Elini agzina aldiginda karsilastigi krem tadi, ona sizin uyarilarinizi ve yapilmamasi gereken bu davranisi hatirlatacaktir.
Parmak emme durumu kesinlikle bir mücadele haline getirilmemelidir. Çünkü bu mücadeleyi genelde çocuklar kazanir . O nedenle çocuga yaklasim türü önemlidir. Bazi çocuklar uykuya dalarken parmak emme seklinde bir yol seçerler , uykuya dalma esnasinda bazi çocuklar bir geçis objesi ararlar . Bu durumda çocugun ilgilenecegi bir oyuncak veya ona masal anlatma seklinde dikkati baska yöne kaydirilabilir.
Bazi durumlarda evde cani sikilan , yapacak ve ilgilenecek bir hobisi olmayan , genelde yalniz basina kalmak zorunda olan çocuklarda uyari eksikligine bagli bu tür problemler artabilir veya yerlesebilir . Bu nedenle bu durumda olan çocuklara gereken yönlendirme yapilmalidir. Çocugun sikintisi ona saglayacaginiz ortamlar ve yapabilecegi ugraslara motive etmek ile engellenmelidir.
Çocugunuzun iyi davranislari ödüllendirilmelidir. Bu konuda gösterdigi basarilar takdir edilmeli ve bu aliskanligi birakmak için gerekli motivasyon saglanmalidir.Eslik eden psikiyatrik durumlar varsa bunlarin tedavisi ile çocugun bu türlü sikayetleri de geçecektir.
3- ÇOCUGUN YERINE BAZI SEYLERI YAPMA
Insanoglu ilk dogdugu günden itibaren devamli olarak kendi kabiliyet ve becerilerini gelistirme süreci içerisindedir. Buna bagli olarak dogustan var olan mevcut kapasite özellikle hayatin ilk yillarindaki çevresel ve fiziksel etkenlerinde devreye girmesi ile hizli bir gelisme gösterir. Her birey yasina uygun gelisme dönemlerini saglikli bir sekilde geçerek, gerek motor becerilerini , gerek sosyal gelisimini , gerekse dil gelisimini çocukluk döneminde hizli , daha sonra giderek yavaslayan bir sekilde devam ettirir. Bu siniflamalardan (motor , dil , sosyal gelisim ) her birinin uygun ve tam olarak gelismesi için bazi yönlendirmelerin yapilmasi ve bazi çevresel sartlarin saglanmasi gerekir. Konunun bir çok ayrintilari olmakla birlikte su anda kismi olarak deginilecektir.
Özellikle çocuk bakiminda söz sahibi olan annelerin çocuk üzerindeki davranis sekilleri çocugun gelisimi açisindan çok büyük önem arz etmektedir. Bazi anneler çok asiri derecede çocuklari ile ilgilenirler , Bu durum çocuklariyla hiç ilgilenmeyen annelerin durumu kadar çocuk için sikintili olabilir. Bu asiri ilgilenme durumunun ayrintilarini baska bir zamana birakarak konumuz ile alakali olan kismini bahsetmek istiyorum. Genelde asiri koruyucu ve kollayici anne babalar olmak üzere bazi ebeveynler çocugun üzerine o kadar düserlerki onun yasina uygun gelisiminin de önüne geçerler . Çünkü çocuklar bu derece kendisinin yerine bazi seyleri düsünen ve yapan anne babalar veya baska birisi oldugundan kendileri kabiliyet ve becerilerini kullanmaya gerek duymazlar . Çünkü bu durum onlar için daha kolay olmaktadir.Çocugun yasina uygun olarak kendi basina yemek yemesinden tutun , giyinmesi , okul dersleri , ev içerisindeki etkinlikleri gibi bir çok konuda anne babalar onlarin yasina uygun yapabilecekleri noktalarda gereksiz yere devreye girerek çocugun hem psikolojik olarak hem kabiliyet olarak uygun atilimlari yapmalarini engellerler. Bu nedenle anne babalar çocuklarinin normal gelisimini saglamak için en basta onlarin yaslarina uygun davranmalari ( bebeksi tavir ve hareketlere prim vermemeleri ) gerekir.
Surasi unutulmamalidir ki Çocuklarin yaslarina uygun rol almalarini yada almamalarini anne babalarin onlara çizdigi rol belirler.Çocuklari yerine bir çok davranisi üstlenen ve onlarin yasina uygun sorumluluklar almasini saglayamayan anne babalar , çocuklarina iyilik yaptiklarini zannetmelerine karsin , onlarin kabiliyet ve becerilerini kisitladiklarinin farkinda degildirler. O nedenle gerek psikososyal gelisim gerek bedensel gelisim için bu durum önemlidir. Çocugun yapmasi gereken aktiviteler ve görevlerin baslangicinda çocuga yardimci olmak uygun olur ama bu yardimin devamli o görevi üstlenme seklini almasi ise zararli olur. Yasindan daha büyük sorumluluklar vermekte ayni sekilde digeri kadar sakincali olabilir. Anne babalarin saglikli bir biyopsikososyal gelisim için bu dengeyi saglamalari gerekmektedir.
4- ASIRI KONTROL
Bazi anne babalarin düstügü en büyük hatalardan birisi de çocuklarini çok asiri kontrol ve disipline etmeleridir. Bu genelde çok titiz ve hassas anne baba kisiliginin olmasi durumunda karsimiza çikmaktadir. Özellikle bazi anneler çocuklari hakkinda her an ne yapiyor , ne ile mesgul oluyor , acaba bir problem varmi , bir sey olursa , basina bir is gelirse ve buna benzer düsüncelerle devamli çocuklarini düsünmekte ve çocuklarini her an kontrol etmeye çalismaktadirlar .
Elbetteki her anne baba belli ölçülerde çocuguna sahip çikmali ve çocugunun o an nasil bir durumda oldugunu merak etmelidir. Ama bunun ölçüsü çok fazla kaçirilirsa ve çocuklar çok asiri kontrol edilemeye çalisilirsa , sikintinin asil önemli bir kismini çocuklar çekmektedir. Yani çocuk her an kontrol edilme hissi ile yasamakta bu da onlarda müthis bir sekilde bir kaygi ve gerginlik olusturmaktadir. Acaba hata yaparmiyim , acaba annem görürmü , acaba bu is konusunda annem ne der , acaba bu yaptigim için elestirilirmiyim gibi düsüncelerle çocuklarin bu kontrol durumuna reaksiyon olarak kaygilari daha da artmaktadir . Hatta bu durumu bazen o kadar ileri boyutlarda görmekteyiz ki , bu kontrol ve bagimliliga alisan çocuk annesinden ayrildigi zaman sanki basina kötü bir sey gelecekmis gibi endise duyabilir.
Bu durum onun ileride ayrilik kaygisi göstermesine de neden olabilir. Annenin kaygisi ve endisesi çocuguda anlamsiz bie sekilde kaygi ve sikintiya sokabilir . O nedenle anne babalarin çocuklarini belli ölçülerde kontrol etmeleri , onlarin bazi hatalarini görmezden gelmeleri ( devam etme durumunda önlem almak sarti ile ) , onlari bazi zamanlar kendi hallerine birakmalari , her an nerede ne yapiyor düsüncesinden vazgeçmeleri , onlar için asiri kaygi ve endiseye girmemeleri , çocugun ufak tefek yanlislarini tespit edip çocugun yüzüne vurmamalari uygun olur. Bu asiri kontrol ve anne babalarin asiri disiplin ile beraber mükemmelliyetçi tavirlari , çocuklari anne babanin sözlerine karsi pasif bir direnç ve yalana itebilecegi gibi çocuklarda tik , tirnak yeme , konusma sorunlari , altini islatma, altini kirletme vb gibi kaygi belirtilerine de yol açabilir.
Anne babalari çocuklarini kontrol etme konusunda bu dengeyi iyi ayarlamalari gerekir. ayni zamanda çok kontrol edilen ve çok elestirilen çocuklarinda kendi özgüvenlerinin eksik kalacagini ve sosyal olarak çekingen olabileceklerini ve anne babalarinin bu asiri kontrol ve isteklerinin de onlari strese itebileceginin hiç bir zaman unutulmamasi gerekir. Her çocugun kendi halinde olmasi gereken zamanlarin oldugu unutulmamali ve çocuklarin kontrol ve takibi onlari bunaltmayacak ve kaygiya itmeyecek derecede olmalidir.
5-ANNE BABANIN FARKLI YAKLASIMLARI
Genelde anne babalar çocuga davranista tek bir çizgiyi tutturmakta zorlanirlar. Elbetteki anne babanin farkli kisilik yapilari , yetisme tarzlari , anlayislari ve degisik farkliliklari olacaktir .Bu çocugun yetisme ve zeka gelisiminde iyi yönde katkilar saglayabilecegi gibi , çocugun egitimi ve davranislarinin yönlendirilmesinde anne babanin birbirinden habersiz veya tamamen farkli yaklasimlari çocuklarin psikososyal gelisiminde büyük sikintilar olusturabilmektedir.
Genelde çocugun gelisim asamalarindan uygun bir sekilde geçmesi ve onun yasa özgü egitiminin tamamlanmasinda anne babanin yaklasimlari ve çocugu yönlendirmeleri önem kazanir. Bütün bunlari su sekilde örnek vererek açiklayabiliriz ; Bir anne asiri hosgörülü olabilir, baba ise tam tersi disiplin yönü agir basabilir. Bu durumda çocugun davranislari , konusmasi , hal ve hareketleri tamamen iki farkli kutup tarafindan yönlendirilmeye çalisilirsa çocukta davranis problemleri ve bazi psikolojik sorunlar yasanabilir. Babanin koydugu kurali annenin bozmasi veya tam tersi babanin hosgörü gösterdigi bir davranisa annenin sinir koymasi genelde çocugun davranis olarak kararsiz , çekingen , çeliskili ve tutarsiz bir hale gelmesine neden olabilir. Çünkü çocuk gelisimini ve davranislarini anne babasindan iyi yönde veya kötü yönde aldigi uyarilar ile sekillendirir. Bu çocuga yansiyan çeliskili ve tutarsiz durum çocukta degisik kaygi belirtilerinin ( tirnak yeme , tik , konusma zorluklari , uyku ve yeme bozukluklari vb.) ortaya çikmasini kolaylastirabilir.
Anne babalarin mümkün oldugu kadar birbirlerini desteklemeleri , tutarsiz davranmamalari , çocugun yaninda birbirinin uygulamalarini elestirmemeleri gerekir. Bazi görüs farkliliklari olsa bile çocugun olmadigi zamanlarda konusularak ortak görüsün çikmasi ve ortak söz birliginin saglanmasi gerekir. Çocugun saglikli gelisiminde anne babalarin birlikte , çeliskisiz ve tutarli olmalari çok önemlidir. Aksi takdirde bu farkliliklar ve anne babanin çeliskili davranislari çocuk tarafindan kullanilabilir. Çocugun anne babayi yönlendirmesi bu farkli tutumlardan dolayi kolaylasabilir. Anne babalarin ortak fikir ve görüs birligi ile çocuklarini yönlendirmeleri gerekirken , tam tersi olarak çocuk , anne babayi yönlendirebilir.
Bir baska noktada anne baba harici bir baska kisinin( genelde büyükanne , büyükbabanin) anne babanin koydugu kurallari ihlal eden veya zayiflatan yaklasimlarda bulunarak çocuklarin kurallara uymasini ve davranislarinin sekillenmesini engellemesidir. Anne baba arasindaki iletisim ve ortak karar alma mekanizmasi ne kadar iyi isler ve çocuga yansitilan davranislari ne kadar birbiri tarafindan desteklenirse o kadar saglikli ve normal psikososyal gelisimli çocuklar olacaktir.
Burada sunu da belirtmek yerinde olacaktir , çocuklara yansitilan davranislarin zaman asimina ugrayarak degisikliklere ugramasi uygun degildir. Yani anne bugün koydugu kurali bir hafta sonra bozuyor veya tam tersi bir tutum izliyorsa ( sebepsiz ce gerekli bir neden olmadan ) bu durum da çocuklarin gelisimini kötü yönde etkiler. çünkü çocuk bir hafta önce tepki almadigi bir davranistan bir hafta sonra tepki aldigini görürse bu onun kendine güvenini azaltir, onu çekingen , tedirgin ve kaygili birisi haline getirir. Yani çocugun çevresinden ( aile , arkadas , okul ve ögretmen , sosyal çevre ) devamli tutarli davranislari görmesi önemlidir. Bu konuyu ileri bir tarihte daha ayrintili incelemeyi düsünüyoruz .
6-CEZALANDIRILMA SEKLI
Çocuklarina güzel bir sekilde egitim vermek ,onlari hayata hazirlamak ve onlari iyi yönlendirebilmek her anne babanin temel hedeflerinden bazilaridir. Devam eden hayat içerisinde çocuklarin gerektigi sekilde iyi özellikler kazanmasi , bazi yönlendirmeleri gerektirmektedir. Anne babanin her davranisinin , yorumunun olaylar karsisindaki tavrinin ve tepkisinin çocuk üzerinde bir etkisi vardir. Anne baba - çocuk arasindaki etkilesim devam eden çok önemli bir süreçtir. Ve bu etkilesimin kalitesi neredeyse çocugun bütün hayatini etkiler. 6 aylik bir çocuk bile iyi bir sey yaptiginda anne babanin göz temasi ile onu desteklemesi veya kaslarini çatarak istemedigini belli etmesi bir ödül -ceza seklidir. Aslinda günlük akip giden hayat içerisinde anne babalar farkinda olmadan çocuklarini ödüllendirmekte veya cezalandirmaktadirlar.
Bazi durumlarda ise çocuklar hatali ve yanlis bir sey yaptigi ve en önemlisi bunu tekrarladigi zaman anne babalarin tepkisiz kalmasi o yanlisin devam etmesini saglamaktadir. Zamaninda müdahale edilmeyen hata devam edecek veya sekil degistirebilecektir. Bazen de anne babanin yersiz ve asiri tepki ortaya koymasi veya tutarsiz bir sekilde cezalandirmasi çocuktaki sikintiyi artirmakta ve yeni davranis sorunlarinin ortaya çikmasina zemin hazirlamaktadir. Ayrica devamli kontrol edilmeye çalisilan ve bu kontrol havasi içerisinde gerginlige itilen çocuklarda da psikolojik sorunlar ortaya çikabilecegi göz önünde tutulmalidir. O nedenle bebekken dahi anne babanin çocuga uyguladigi cezalandirma sekli önemlidir. Ve çocugun kisilik gelisiminde , sosyal gelisiminde ciddi tesirler birakir.O nedenle biz çocuk psikiyatristlerini endiselendiren önemli noktalardan biriside bu konuda anne babalarin bilinçsiz bir sekilde uygulamalarda bulunmasidir. Genelde çocuklarin yaslari ve yaptiklari hatalarin büyüklügüne göre cezalandirilmalari uygun olmak ile birlikte genel yaklasimlari su sekilde siralayabiliriz.
Cezalandirmanin asamalari ve özellikleri nasil olmalidir
1- Çocuklarin ilk yaptigi hata eger çok büyük sonuç dogurmayacak sekilde ise uyari seklinde (bu da bir cezalandirmadir ) anne babanin müdahalede bulunmasi gerekir. Bu yeri geldiginde anlik bir kas çatilmasi seklinde de olabilir. Bu çocuga mesaj olarak yaptigi davranisin onaylanmadigi tepkisinin iletilmesidir.
2-Yapilan hatanin siddeti artmis ise ve/veya tekrarlayan hatalar ise çocuk ile yasina uygun bir sekilde bu durumun hatali oldugu ve dogrusunun ne oldugu , davranisin tekrari halinde zararinin neler olacagi konusulmalidir. Bu açik olarak sizin tarafinizdan bu davranisin istenmediginin belirtilmesidir.
3-Yapilan hatanin devami durumunda , hatanin büyüklügü ne olursa olsun anne baba tekrar çocugu ile sevgi ve ilimli bir ortam olusturarak , çocuga yönelik asiri tepki ve yargilamadan kaçinarak konusmali ve çocuga bu davranisin tekrari halinde ne türlü cezalari alabilecegni belirtmelidir. Burada da çocugun yasi önem kazanmak ile birlikte anne babanin bu durumu onun ile konusma tarzi ve üslubu önemlidir. Kesinlikle durum mücadele ve tartisma ortamina dönüstürülmemelidir. Çünkü bu ortam iki tarafa da zarar verecektir. Ilerleyen dönemlerdeki iliskiyi zedeleyecektir.
4- Konusma ve söylenen cezalandirilma ikazlarina ragmen devam eden yanlislarda anne babanin israr ile bahsettigi cezayi uygulamasi gerekir. Burada Hemen sunu belirtelim ; anne babalar kesinlikle yapamayacagi cezalandirma yöntemini çocuga söylememeli , ancak cezalandirmayi yapmak istemedikleri veya yapamadiklari zamanda hafifletici sebepler ile bir karsilik sonucunda affetmelidirler ( örn:ceza olarak disari parka götürülmeyecek çocuga , odani toparlarsan senin cezani affedebilirim demek gibi ). Cezalandirmanin sekli ise burada önem kazanmaktadir. Biz çocuk psikiyatristlerinin önerdigi cezalandirma yöntemi , çocugun sevdigi seylerden mahrum edilmesi seklindedir. Fiziksel cezalarin çocuklara uygulanmasi son derece sakincalidir ve çocuklarin anne baba ile iliskisini zedelemekte ve ortami daha gergin hale getirmektedir. Veya erken yatma , odasinda yalniz olarak iki-üç dakika beklemesi gibi basit cezalandirma tekniklerinin kullanilmasida uygun olur. Ama cezalandirilma sirasinda çocuklarin gururu incitilmeden ve özgüvenleri zedelenmeden uygun bir dil ve takdim ile bunun yapilmasi gerekir.
5-Aldiginiz bütün önlemlere ragmen önüne geçilemeyen sikintilar için anne babalarin bir uzmana basvurmayi ihmal etmemeleri gerekir. Çünkü bu durumlarda davranis bozuklugu , karsi gelme bozuklugu , dikkat eksikligi ve hiperaktivite durumu , çocukluk çagi depresyonlari , uyum güçlükleri gibi sorunlar eslik ediyor olabilir.
Ek olarak sunu söylemek gerekir anne babanin cezayi takdim sekli , daha önceleri çocuga verdikleri egitim , anne baba harici etkili kimselerin durumu(büyük anne büyük baba vb ) , sosyal çevrenin özellikleri , okul çevresi , anne babanin birbirlerinin desteklemeleri , anne babanin kisilik yapilari , çocuga olan yakinlik dereceleri , arkadas çevresi , büyük veya küçük kardesin tutumu , anne babanin daha önce tutarli cezalandirma sekilleri vb. gibi bir çok etken ile çocugun davranislari , cezaya verdikleri tepki ve cezalandirilma sonucu elde edilen basari durumu degisecektir.
7-ÇOCUGU ÖDÜLLENDIRMENIN SEKLI NASIL OLMALIDIR
Hayatin ilerleyen asamalarinda çocuk gelisimi bazi yönlendirilmelere ihtiyaç duyar . Anne babanin çocugun davranislarinin sekillenmesinde çocugun basarilarini , dogru davranislarini , onaylanmasi gereken tavirlarini ,ödüllendirmesi önemlidir. Nasil ki istenmeyen davranislarin ve yanlislarin kalmamasi için cezalandirma yöntemini uygun bir sekilde uygulamalari önemlidir ayni sekilde ödüllendirme yöntemini de uygun kullanmalari çocuk egitimi açisindan önemlidir..
Çocugun olumlu davranislarinin tasdiklenmesi bebeklik döneminde baslar . Bir hareket yaptiktan sonra bebek annenin veya babanin yüzüne bakar ve onlardan tasdik bekler . eger o davranis tasdiklenirse (gülümseme , kafa sallama , dokunma , ses ile onaylama ,ona bir sey verme vb ) bebek o davranisini ilerletir ve o davranisin degisik ve ileri versiyonlari artarak devam eder yani o davranis giderek güçlenir. Ama anne baba tarafindan o davranistan sonra olumsuz bir tavir (görmezden gelme , kas çatma , ses ile ikaz , el ile engelleme ,onu o ortamdan uzaklastirma vb ) olursa o davranis uzun süre devam etmeden giderek gücünü kaybeder .
Biz bu durumu bebeklikten çocukluk dönemine ilerlettigimizde yine ayni sekilde onay ve onaylamama çocugun davranislarinin sekillenmesine neden olur . Ama unutulmamalidir ki bütün bu söyledigimiz seyler anne baba ile çocuk arasindaki normal bir iliski ve karsilikli etkilesim durumunda söz konusudur. Diger durumlarda ise anne baba ile çocuk arasinda bozuk bir karsilikli iliski durumu varsa o zaman çocuk anne babaya itiraz edecek , dediklerinin tersini yapacak , engellenme ve onaylanmamaya ters tepkiler verecektir.
Çocugu ödüllendirmenin derecesi ve sekli yas ve ailenin durumuna göre genelde degisiklikler gösterir.Ama sunu hemen belirtelim ki en iyi ödüllendirme maddi ödüllendirme yerine duygusal ödüllendirmedir. Çocugun bu türlü bir ödüllendirmeye alistirilmasi da oldukça önem tasir. Anne babalarin genel anlayisi çocuga maddi hediye ve bir seyler almanin sanki en iyi ödüllendirmeymis gibi algilanmasidir. Bu sekilde devamli bir seyler alinmaya ve verilmeye alistirilan çocuk ise gün gelecek en iyi ve en pahali hediyelerle bile doyum bulamayacaktir. Ama anne babasinin öpmesi , kucaklamasi , gezdirmesi , onunla oynamasi , ona güzel sözler söylemesi seklindeki ödüllendirme ise en saglikli ve en basarili ödüllendirmedir. Anne babalarin bu türlü bir duygusal ödülün yanisira imkanlari ölçüsünde ek hediyeler vermeside çocugu ödüllendirmenin diger yoludur. Anne babalarin çocuklara alinan hediyelerdeki maddi büyüklük yerine manevi degerini ön plana çikarmalari uygun olur. Ama bunu bazi anne babalar yapsa bile günümüzün tüketim toplumunda çevresinden ve arkadaslarindan etkilenen çocuklari yönlendirmek anne babalar için hayli zor olacaktir.
1-Bebeklik döneminde ödüllendirme sekli ; öpme , oksama , sevme , kucaklama , onunla oynama , onu besleme , gezdirme , onunla mesgul olma , onunla konusma , onu sevdigini hissettirme vb. (not : bu davranislarin normal zamanda yapilmasi zaten gerekli olmakla birlikte ödüllendirilmek istendiginde özellikle yapilmasi önemlidir)
2-Okul öncesi döenmde ödüllendirme sekli ; öpme ,oksama , sevme , kucaklama , onunla oynama , onunla gezme , birlikte vakit geçirme , söz olarak onaylandigini vurgulama , onun hosuna gidecek iltifatlar söyleme , onun sevildigini hissettirme , onun gelisim dönemine uygun oyuncak ve hediyeler alma ( bu hediyelerin manevi degeri ön plana çikarilmalidir)
3-Okul döneminde ödüllendirme sekli ; öpme ,oksama , sevme ,onunla oynama , onunla birlikte gezme , birlikte ders çalisma , onaylandiginin hissettirilmesi , onun kabiliyetlerini ön plana çikaracak program ve aktivitelere yönlendirme , onun hosuna gidecek iltifatlar söyleme vb.
Bütün bu ödüllendirmeler ve onaylamalar çogu zaman çocuklara uygulanmalidir ama ödüllendirme özellikle onaylanmasi gereken davranislar için vurgulanmalidir. Anne babalar ödüllendirmeyi belli bir hedefe ve basariya karsilik yapmalari o hedeflere ulasilmayi kolaylastirir ama verilen sözlerin kesinlikle yerine getirilmesi ilerleyen hedeflere ulasma ve ödüllendirmenin ciddiyeti açisindan çok önemlidir.
8-ÇALISAN ANNE VE ÇOCUK
Günümüzün hayat kosullarinda anneler bazi durumlarda babalar kadar yogun bir is temposu ile çalismak durumunda kalmaktadirlar . Çalisan annelerin genelde kafalarinda onlarin zihnini mesgul eden bir kaç önemli soru vardir ‘’ Acaba çocuklarimla yeterince ilgilenebiliyor muyum ? Çocuklarim ihmal oluyor mu ? Çalismasam daha mi iyi olur ? Hem çalisip hem de çocuklarim ile nasil ilgilenebilirim?’’ Bütün bu sorulara anneler kendilerince cevap vermekte ve asil dogru olan konusunda bazen tereddüte düsmektedirler. Kimi zaman anneler çocuklari için mesleki ve kariyer hayatlarini sonlandirmakta , kimi zaman da kendilerinin sonradan memnun kalmayacagi kararlar vermektedirler. Çalisan annelerin bazilari ise çocuklari için yapabilecekleri her seyi yapmalarina ragmen ‘’acaba daha baska neler yapmaliyim ?’’ gibi sorulari kendilerine yöneltmektedirler. Bütün bunlarin yani sira çalisan annelerin yapmasi gerekenleri söylemeye çalisalim.
Öncelikle sunu söylemek gerekir ki çalismayi ve meslegini çok seven annelerin çocuklari için mesleklerini birakmalari anneleri kötü bir sekilde etkilemektedir. Bu türlü annelerin mesleki hayatlarini devam ettirerek ayni zamanda çocuklari ile ilgilenmeleri yerinde olur.
Bütün anne adaylarinin çalismaya baslamadan veya meslek seçmeden önce özellikle kendilerine ve çocuklarina vakit ayirabilecekleri ve çok fazla fiziksel olarak zorlanmayacaklari meslekleri seçmeleri gerekmektedir. Çok yogun ve fiziksel olarak çok agir islerde çalisan annelerin veya anne adaylarinin kendilerine bile vakit ayiramadiklarini gözlemlemekteyiz. Bununla birlikte ek olarak bir çocugun bakimini üstlenmek ve ev islerinde kendine düsen görevleri yerine getirmek bu türlü islerde çalisan anneler için oldukça sikintili olmaktadir.
Çalisan annelerin daha çocuklari dogmadan önce mümkün oldugu kadar islerini ayarlayarak özellikle hamileligin son aylarinda ve dogumdan sonraki dönemde kendi islerinin elverdigi ölçüde mümkün olan bir zaman dilimi için (bu zaman dilimi kisinin isi ve isyerine göre 6 ay ile 3 yil arasinda degisebilir) islerine ara vermeleri gerekmektedir. Çocugun neredeyse bütün hayatini etkileyecek dönem olan 0-3 yas arasi dönemin çocuk için ve çocuk -anne iliskisi açisindan çok önemli oldugu unutulmamalidir. Bu dönemde ki anne çocuk iliskisinin önemli oldugu ve birinci planda çocugun bakiminin anne tarafindan yapilmasi gerekliligini ne kadar vurgulasak azdir.
Özellikle hemen ise dönmek zorunda olan annelerin çocuklari için bu durum stres etkeni olarak sayilmaktadir. Hemen ise dönmek zorunda olan anneler için bu dönemde çalisma saatleri disinda çocugun bakimi ve sevgi ihtiyacinin anne tarafindan mümkün oldugunca eksiksiz yapilmasi çok önemli olmaktadir. Gündüz bakici veya akraba yaninda olan çocuk için aksamlari anne ve baba ile geçirilen önemli bir zaman dilimi olmakta ve dolu dolu geçirilmesi gerekmektedir. Çocugun ilgi ve sevgi ihtiyacinin karsilanmasi bir çok önemli psikiyatrik problemin olusmamasi için gereklidir.
Çocuklarin yaslari büyüdükçe yapilan faaliyetler ve geçirilen ortak zamanlardaki aktiviteler degismekle birlikte çalisan anne ve babalari için en temel tavsiyemiz su olmaktadir ; Çocuklariniz ile aksamalari ve hafta sonlari dolu dolu vakit geçirmelisiniz. Bu geçirilen vakit hem anne hem baba hemde ikisi ile birlikte olmalidir. Eger çocugun gündüz anne ve babasindan alamadigi ilgi , sevgi ve sefkat ihtiyaci aksamlari da telafi edilmezse o zaman çocuklarda bir çok psikiyatrik sorunun olusmasi için zemin hazirlanmis olmaktadir.
Burada yapilan bir hata ve bir örnegi vermek istiyorum ; ‘’ Ayse ilkokul 1. sinifa gitmekte ve anne babasi çalistigi için gündüz anneannesinin yaninda okul harici bulunmaktadir. Ayse sabah okula gitmekte ve ögle vakti okuldan anneannesinin yanina geldiginde yemegini yiyerek , biraz dinlendikten sonra derslerine çalismaktadir. Anneannesinin yaninda çok rahat olmasina karsin aksamin olmasini iple çekmekte ve anne babasi ile yapacagi seyleri beklemektedir. Aksam oldugunda Ayseyi anne veya baba bulundugu yerden alarak eve getirir. Ayse annesi ile okulda neler oldugunu konusmak isterken , anne Ayse’’yi babanin yanina göndermekte ‘’haydi benim isim var yemek yapiyorum babanin yanina git zaten çok yoruldum ‘’ gibi bir söz söylemektedir. Ayse kirilan umuduna ragmen babanin yanina gitmekte babasi TV de haberleri izledigi için yari uyur vaziyette ciddiye almadan Ayseyi dinlemekte daha dogrusu dinliyormus gibi yapmaktadir. Ayse konusurken babanin gözü TV de ve Ayse’ye sadece kisa cevaplar vermektedir. Ayse herseye ragmen yine babasi ile konusmaya çalismakta ve ona o gün olan olaylari anlatmaya çalismaktadir. Babasi ise günlük olaylar arasinda Ayseye çok fazla yer ve imkan vermemektedir. Derken yemek hazir oluyor ve yemek yendikten sonra Ayse’ye ‘’hadi sen biraz ders çalis bakalim ‘’ denmekte ve Ayse’nin aksam anne ve babasi ile geçirecegi zaman ve konusacagi seyler suya düsmektedir. Daha sonra Ayse’nin uykusu gelmekte ve sabah erken kalktigi için erkenden yatmaktadir. ‘’ Bu örnekte Anne ve baba çalismalarina karsin Ayse ile yeterince ilgilenmemekteler ve vakit ayirmamaktadirlar. Ilerleyen dönemlerde Ayse’de bir çok psikiyatrik sorun olusabilir.
Hemen belirtmeliyiz ki çalisan annelere mümkün oldugunca babalarin yardimci olmasi gerekmektedir. Çocuk bakimini ve ev isleri sorumlulugunu sadece annelere birakmak çok büyük bir haksizliktir . Babalarin çalisan annelere yardimci olmasi onlarin ev ile ilgili görevlerine yardim etmesi , çocuk bakimi , egitimi konusunda yardimci olmalari gerekmektedir.
Çalisan anne ve babalara su önemli notu iletmek gerekir ; Çocuk ile geçirilen vaktin miktari önemli degil , o vaktin kalitesi önemlidir. Yani nice çalismayan anneler vardir ki çocuklari ile çogu zaman beraberdirler ama çocuklarina yeterince kaliteli ilgi ve sevgiyi veremezler. Ayni sekilde nice çalisan anneler vardir ki aksam çocugu ile geçirdigi çok kaliteli 5-10 dk lik vakit ile çocugun ilgi ve sevgi ihtiyacini karsilayabilir.
9- NORMALDEN DAHA ZEKI ÇOCUKLAR
Her anne babanin çocugu hakkinda büyük idealleri vardir. Normalden daha zeki ve farkli bir çocugun ebeveyni olmak anne ve babalari oldukça mutlu eder. Anne ve babalarin bu mutlulugu çocuklarinin basarilarini ileri hayat asamalarinda görmeleri ile gittikçe artar. Yasitlarindan daha farkli ve daha zeki olan çocuklar bebeklik döneminden itibaren kolaylikla ayirt edilebilir. Anne ve babalar subjektif ve kendilerine göre degerlendirme yapmalarindan dolayi çocugun yasina uygun davranislarinin bile ileri zeka isaretleri oldugunu zanndedebilirler. Çünkü anne ve babanin bu konuda beklentileri olmasi yanlis degerlendirme durumu olusturmaktadir. Eger var ise bu kapasitenin ortaya konmasi ancak objektif gözlem ve gerek olursa testler ile mümkün olabilecektir.
Çocugun gerçekten normalden daha zeki olma durumu tespit edildigi zaman çocuga daha uygun yaklasimin sergilenmesi gerekmektedir. Bu yaklasim ona farkli davranmak seklinde algilanmamalidir. Genelde anne ve babalarin düstükleri büyük hatalarin basinda gerek olmadan çocuklarina zeka testi yaptirmak istemeleridir . Bu durumun iki farkli yönden zararlari olabilmektedir; Birincisi eger çocugun zeka seviyesi gerçekten anlamli derecede yüksek ise anne ve babalarin bu çocuga karsi davranislari degismekte veya bilinçdisi olarak çocuklarina farkli davranmaktadirlar. Bu durum çocukta davranis problemlerini çok sik bir sekilde olusturmaktadir. Anne babalar farkinda olmadan çocuklarina karsi asiri ilgili , asiri hosgörülü veya asiri beklenti içerisinde davranabilmektedirler. Bütün bunlarda çocuklarda ciddi davranis problemlerinin olusmasina ve psikolojik olarak sikinti duymalarina neden olmaktadir. Gereksiz zeka testi ölçümünün ikinci önemli sakincasi ise anne ve babalar beklentilerinden düsük bir skor çikarsa hayal kirikligina ugramakta ve çocuklarina karsi beklentilerinin asiri azalmasi ile çocuklarina karsi davranislarini degistirmektedirler. Bu durumdan yine çocuklar negatif yönde etkilenmektedirler. Bu dengeyi saglayan yani çocuguna zeka testi yaptirip ona karsi davranislarini degistirmeyen anne ve babalarin sayisi son derece azdir. Anne babalar ben davranisimi degistirmem dese de maalesef bilinçdisi davranislar degismektedir.
Normalden daha zeki çocuk oldugu bazi çocuklarin yüzüne karsi sik sik söylendiginde veya bu konu üzerinde sik sik duruldugu durumlarda bir kisim çocuklar ‘’nasil olsa ben zekiyim’’ diye , asiri kendine güvenden dolayi yapmasi gereken görevleri ve okul aaaalerini hafife almakta , ders çalismamakta ve bunun sonucunda olacak basarisizliklardan çocuklar ve aileleri çok kötü bir sekilde etkilenmektedirler. Bu nedenden dolayi çocuklarin basarilari ‘’zeki çocuk’’ , ‘’akilli çocuk’’ diye belirtilmeli ama bu konuda çok sik vurgulama yapmaktan kaçinilmalidir.
Normalden daha zeki çocuklardan anne ve babalarin veyahut çevrenin ciddi beklentileri olabilmektedir. Bu bekelentiler çok asiri olur , her ortamda vurgulanir ve sik sik üzerinde durulursa çocukta bu beklentiye ulasmak veya su anda bulundugu basari seviyesini korumak için ciddi anlamda kaygi belirtileri zamanla olusacaktir. Bu kaygi durumu çocuga uzun vadede önemli sikintilar verecek ve çocugun normal ruhsal gelisimini bozacaktir. Normalden zeki çocuk belli bir basariyi elde edecektir ama bunun uygun bir sekilde devam ettirilmesi anne babanin olumlu ve istikrarli tutumu ile mümkün olacaktir.
Normalden daha zeki çocuklara nasil bir ortam hazirlanmali? seklinde anne ve babalar sik sik sormaktadirlar . Bazi anne ve babalar çocugun bu kapasitesini artirmak düsüncesiyle çok erken yaslarda okuma ve yazmayi ögretmek veya sayilari ögretmek gibi anlamsiz müdahalelere girismektedirler. Unutulmamalidir ki çocugun çok erken yasta bu sekilde okuma ve yazmayi ögrenmesi veya buna benzer yasindan önce bazi asamalara zorlanmasi çocugun ileride yakalayacagi normal ve saglikli bir basariyi da engelleyecektir. Bu konuda anne ve babalar bu türlü yanlisa düsmeyerek çocugun hayatin her evresini dolu dolu yasamasini saglamalari uygun olacaktir. Yapilan bilimsel çalismalarda erken okuma yazmayi ögrenen çocuklar ile vaktinde okuma yazmayi ögrenen çocuklar arasinda ilerleyen yillar içerisinde okul basarisi olarak anlamli bir farklilik olmadigi gösterilmistir. Anne ve babalar normalden daha zeki çocuga ellerindeki imkanlari kullanarak yapabildigi uygun faaliyetleri yaptirmalari , yeterince vakit ayirmalari ,ince ve kaba motor becerileri artirmak açisindan uygulama yapmalari , onun için uygun arkadas ortami hazirlamalari ,onun hayat asamalarini dolu dolu yasamasini saglamalari, çocugun kabiliyetleri ve kapasitesi ölçüsünde ona görevler vermeleri , onun psikososyal stres faktörlerinden korunmasini saglamalari , ona çok farkli ve sira disi olarak davranmamalari , zamani geldiginde uygun bir okula göndermeleri ve ögretmenleri ile siki bir diyalog içerisinde olmalari, çocuk konusunda yönlendirme ve uygun ortam hazirlama konusunda zorlandiklarini hissettikleri zaman bir uzmana basvurmalari tavsiye edilmektedir.
Normalden daha zeki çocuk nasil belli olur? seklinde anne babalarin kafasinda soru isereti olabilir. Bu konuda genel belirti çocugun yasindan daha büyük faaliyet ve asamalari bulundugu yasta yapabilmesi seklindedir . Ama bunun istisnalari olabilir . Ek olarak çocugun anlama , algilama , kavrama , organize etme , problem çözme , sosyal uyum , olaylarin gidisatini tahmin etme , islevsellik olarak yasitlarina oran ile daha ileride olmasi da çocugun normalden daha zeki oldugunun göstergesidir. Genelde çocugun kapasitesini ortaya koymasina negatif bir etken yok ise ( tibbi bir hastalik , psikiyatrik bir sorun ) çocuklar yasitlarindan kolaylikla ayirt edilir. Baskilanmis , depresif , stres altindaki çocuklar kapasitelerini tam ortaya koyamadiklari için normalden daha zeki olduklari halde kapasite olarak son derece yetersizmis gibi görülebilir . Bu durumda çocugun yukarida bahsedilen nedenlerden dolayi çocugun kapasitesini ortaya koymasi zorlasir.
Normalden daha zeki çocuklar siradan okullara gitmeli mi yoksa farkli bir okul gerekli mi diye sorular da anne babalardan gelebilmektedir. Bu konuda çocuklari izole hale getirip diger çocuklardan belli ölçüde soyutlamanin avantajlari ve dezavantajlari vardir. Çocugu yönlendirebilecek ilgili ve uygun yaklasimi olan bir ögretmenin olmasi ile çocugun normal okula gitmesi ile çok ciddi anlamda kaybi olmamaktadir. Bu konuda çocugu çok profesyonel anlamda yönlendirebilecek okullarin olmadigi Türkiye açisindan önemli bir gerçektir. Burada hemen sunu da belirtelim ki çocuk için Türkiye’de mevcut olan imkanlar kullanildiginda , ailenin ve çevreinin tutumlari uygun oldugunda ,çocuklarin kapasitelerinin açiga çikarilmasi ve kabiliyetlerinin gelistirilmesi açisindan çok önemli bir sorun olmayacaktir. Bazi ailelerin yurt disindaki arayislari ise avantaj ve dezavantajlari açisindan kisiye özel degerlendirilmelidir.


Devamını okuyun >>>

Takvim Yontemi (ritim Metodu)

Bu yöntem güvenilirliği az olan bir yöntemdir. Adet kanaması düzenli olarak 28 günde bir olan kadınlar için uygundur.Adet kanaması düzensiz olanlar kullanmamalıdır.
Yumurtlama adetin 14. günü olur ve yumurta hücresi olgunlaşmış olur. Bu hücre 2 gün içerisinde döllenmezse ölür. Spermler ise 3 gün kadar yaşayabilirler.
Bu nedenle yumurtlamadan 3 gün önce ve yumurtlamadan 2 gün sonrası arasında kalan zaman gebe kalma olasılığının en yüksek olduğu günlerdir.
Gebelikten korunmak isteyenler, bu sürelerde cinsel ilişkide bulunmamalıdır.
Koruyuculuğu düşük bir yöntem olduğu için kesinlikle çocuk istemeyenler bu yöntemi kullanmamalıdır.


Devamını okuyun >>>

Ne kadar zamanda hamile kalınabilir?

Çiftler genelde hamile kalmamak için büyük çaba sarf ederler ve çeşitli yöntemlere başvururlar. Ancak bir bebek sahibi olmaya karar verdikleri anşaşırtıcı gerçekle karşılaşırlar. Bu şudur; aslında bir aylık adet periyodunda hamile kalacabileceğiniz zaman 4 gün kadar kısa bir zaman dilimidir. Bu kısazaman dilimi döllenmeye hazır olgun bir yumurtanın yumurtalığınızdan atılarak tüplerden rahme geçişine kadar olan zaman dilimini kapsar. Eğer bu 4günlük kısa dönemde yumurta döllenmezse adet kanamanız başlar.

Bu sebepten dolayı hamilelik şansınızı arttırmak için tam bu kısa yumurtlama döneminde ilişkiye girmeniz gerekir. Peki siz bu döneminizi nasılbelirleyebilirsiniz? Bunun için değişik metotlar vardır. İlk olarak adet günlerinizin tarihini kaydederek kendi adet takviminizi oluşturabilirsiniz. Özellikle düzenliadet gören hanımlarda bu çok işe yaramaktadır. Normalde kadınların adet dönemleri 24-36 gün arasında değişmektedir. Bir sonraki adet döneminintahmini başlangıcından 14 gün evveline gidildiğinde iki gün öncesini ve iki gün sonrasını alarak bu dört günlük zaman dilimini bulursunuz. Bu dört güniçinde bulunduğunuz adet döneminin ortalarına denk gelir.

Doğum kontrol yöntemi kullanmayan ve haftada 2-3 kez düzenli ilişkiye giren çiftlerin ilk yıl içinde hamilelik başarı oranları %80’dir.%10-15’i ise ikinciyılda başarıya ulaşırlar. Ancak ilk bir yıl içinde hamile kalamayanların kısırlık açısından tetkik edilmesi doğru olur.


Devamını okuyun >>>

Gebelikte dikkat edilmesi gereken durumlar

Sigara ve alkol kullanmayınız.
Hekim önerisi dışında ilaç almayınız.
Hekiminizin önerdiği demir ilacını düzenli olarak kullanınız.
Uzun süre ayakta durmayınız.
Günlük işleriniz sırasında kendinizi yormayınız.
Bisiklet sürme, tenis oynama, kayak yapma gibi sporlardan uzak durunuz.
Mesleğiniz gereği de olsa ağır nesneler kaldırmaktan, zararlı :-):-):-):-)l, kimyasal madde ve radyasyondan uzak durunuz.
Yolculuktan önce doktorunuza danışınız.
Bol ve rahat giysileri seçiniz.
Alçak topuklu rahat ayakkabılar giyiniz.
Pamuklu iç çamaşırları giyinin ve iç çamaşırlarınızı günlük olarak değiştiriniz.
Yüzük ve bilezik gibi takılar takmayınız.
Diş bakımına özen gösterin. Sabah uyanınca, akşam yatmadan önce ve her öğünden sonra yumuşak fırça ile, yavaş hareketlerle dişlerinizi fırçalayınız.
Röntgen ışınlarından sakının. Çok fazla zorunlu olmadıkça radyolojik inceleme yaptırmayınız.
Her türlü canlı aşıdan sakınınız.
Düşük riski yok ise son aya kadar cinsi ilişkide bulunmakta sakınca yoktur.
Haftada en az bir kez ayakta; duş alır biçimde, ılık su ile banyo yapın.
Meme bakımına özen gösteriniz.
Sarkmayı önlemek için çok sıkı olmayan askılı, pamuk dokumalı sutyen giyiniz.
Dolgunluğu önlemek için hafif parmak dokunuşları ile masaj yapınız.
Bol su içiniz.
C vitamini ve kalsiyum yönünden zengin gıdalar (Turunçgiller, süt ve süt ürünleri) seçiniz.
Lifli besinleri tercih ediniz.
Gebelik boyunca 10-12 kg’dan fazla kilo almamaya özen gösteriniz.
Gebeliğiniz boyunca cep telefonunuzu karın bölgenizden uzak tutunuz


Devamını okuyun >>>

23 Şubat 2008 Cumartesi

çocuk ishali bebekte ishal

İshal Nedir ?
İshal kısaca sulu dışkı yapmak demektir. İshal genellikle aniden başlar ve dışkı sayısında artma ( günde 3 kezden fazla ) ile kendini gösterir. Çocukluk çağında en sık 0-5 yaş döneminde ishal görülür.
Çünkü Kusma ve ishal Akut Gastroenterit adı verilen aynı hastalığın bulgularıdır. İshali olan çocukların hemen hepsinde kusmada olur ve bazen Akut Gastroenterit’in tek bulgusu olabilir.
Çocukluk çağında ishal yaz aylarında daha sık görülür ve genellikle mide ve barsakları etkileyen enfeksiyöz ajanlar (mikroplar) ile meydana gelir. İshal vakalarının çoğundan virus adını verdiğimiz mikroplar sorumludur. Viruslara bağlı ishal ani başlar, ishalle birlikte kramp şeklinde karın ağrısı, iştahsızlık kusma ve hafif ateş görülür. Bu tür ishaller 3-6 gün içinde kendiliğinden düzelirler ve ishal süresince çocuklar kendilerini kötü hissederler.
Genel olarak şiddetli ishali olan, kanlı ishal yapan ve yüksek ateşi olan çocukların ishalleri daha önemlidir. Bu gibi ishaller E. Coli, Salmonella, Şigella gibi antibiotik tedavisi gerektiren ishallerdir ve bu durumda hasta en kısa zamanda bir çocuk hekimi tarafından görülmesi gereklidir. 6 aydan küçük çocuklarda görülen her türlü ishal önemlidir ve bu çocuk en kısa sürede hekim tarafından görülmelidir.
İshalli çocuklar dışkı yoluyla su ve elektrolit kaybederler. Eğer ağızdan verilen sıvılarla çocuğun kayıpları karşılanamazsa ‘kırık testi’ misali çocuğun vucudundaki sıvı boşalır. Bu duruma dehidratasyon adı verilir. İshaldeki en büyük tehlike sıvı kaybıdır. İshal olan çocuğun gözleri ve bıngıldağı çöker, dudakları ve ağzı kurur, daha seyrek ve koyu idrar yapmaya başlar, ağlarken gözyaşı akmaz ve uykuya eğilimi olmaya başlarsa önemli derecede sıvı açığı var demektir. Bu durumdaki çocukların acilen hekime götürülmesi gerekir. Bunların dışında dışkısında kan olan, sık kusan, karın ağrısı ve yüksek ateşi olan çocukların da kısa sürede hekime götürülmeleri gerekir.
Tedavi
İshal tedavisinde üç önemli ilke vardır: Birincisi , ishalle kaybedilen sıvı ve elektrolitlerin mümkünse ağız yoluyla geri konması, ikincisi, beslenmenin sürdürülmesi, üçüncüsü ise zamanında hekime götürülmesidir. Çocuklarda görülen ishal vakalarının büyük çoğunluğu hafif – orta derecede ishal vakalarıdır ve bu çocuklar evde tedavi edilebilir. Hafif ishal vakalarında ishale rağmen çocuk iyi görünür, inatçı kusma ve ateş yoktur. Bu durumda daha sık normal su verilmesi, anne sütü veya mamaya devam edilmesi ve çocuğun susuzluk bulguları bakımından izlenmesi yeterlidir. Orta derecedeki ishal vakalarında çocuklar huzursuzdur ve çok susarlar. Bu durumdaki 6 aylıktan büyükse evde ishal paketleri kullanılarak tedavi edilebilirler. Daha önce bahsedilen susuzluk belirtileri olan çocukların ise doktora götürülmesi gerekir.
Çocukluk çağında görülen ishal vakalarının büyük çoğunluğu viruslara bağlıdır ve 3-6 gün içinde kendiliğinden düzelir. Antibiyotikler virusları öldürmediğinden ishal vakalarının çoğunda antibiotik kullanmaya ihtiyaç yotur. İçinde kan ve mukus olan, yüksek ateş ve şiddetli karın ağrısı ile giden ishal vakalarında antibiyotik gerekebilir. Doktora danışmadan antibiyotik kullanılmamalıdır.
Genel olarak ishalli çocuklara herhangi bir ishal kesici ilacın verilmesine gerek yoktur. Bu ilaçların ishalin kesilmesine katkısı olmadığı gibi, bazen ciddi zararlara yol açmaktadır. Benzer gerekçelerle kusma önleyici ilaçlar da kullanılmamalıdır.
Evde Sıvı Tedavisi
Son 20 yılda ishal tedavisindeki en önemli ilerleme şeker ve tuz içeren sıvılar ile evde ishal tedavisinin mümkün olmasıdır. Bunun için eczanelerden ve sağlık ocaklarından “ishal için şeker – tuz paketi “ alınmalıdır. Bu paketlerden bir tanesi 1 litre temiz suya eklenmeli ve karıştırılmalıdır. Bu şekilde ishalle kaybedilen sıvıları yerine koymak için uygun bir sıvı elde edilmiş olur. Genel olarak sıvı kaybı olmayan ishalli çocuklara her dışkı başına 10 ml /kg bu sıvıdan verilebilir. Hafif derecede sıvı kaybı varsa 50 ml / kg sıvı 4 saatte verilir. Gözlerde çöküklük, ağız kuruluğu olan orta derecede sıvı kaybı olan çocukların tedavi planının bir sağlık merkezinde yapılması daha uygundur.
Evde ishal tedasi için sıvı hazırlanırken hazır paketlerin kullanılmasına dikkat edilmelidir. Bu şekilde hazırlanan sıvıları çocukların bazısı sevmeyebilir. Bununla birlikte sıvı kaybı olan çocukların tatsız olmasına rağmen ishal sıvılarını içtiği gözlenmiştir. Sık kusan çocuklara her 1-2 dakikada 1 çay kaşığı (5 ml. ) olacak şekilde sıvı verilebilir. Genellikle sıvı ve elektrolit ihtiyacı karşılanan çocukların kusması bir süre sonra düzelir.
Diyet
Daha önce belirtildiği gibi ishal tedavisinde en önemli ilke beslenmenin sürdürülmesidir. İdeali çocuk ishal olmadan önceki beslenme düzeninin sürdürülmesidir. Bu nedenle anne sütü alanlar anne sütüne, inek sütü veya mama alanların bu besinler verilmeye devam edilmelidir. Bununla birlikte ishal sırasında verilebilecek en uygun besinler pirinç, patetes, ekmek, yağsız et, yoğurt, sebze ve meyveardır. Yağlı besinler, çay, meyve suyu, kola gibi çok şeker içeren içeceklerden sakınılmalıdır. Eski inanışın tersine ishal sırasında çocukları aç bırakmak yanlış ve zararlı bir uygulama olduğu unutulmamalıdır.


Devamını okuyun >>>

çocukta horlama

Bugüne kadar yapılan bazı araştırmalarda; uykuda aşırı hareket, gün boyunca fiziksel durgunluk, konsantrasyon bozukluğu, hafıza durgunluğu nedenlerinin, uykuda düzensizlik ve üst solunum yollarının kısmi tıkanıklığına bağlı olduğu bulunmuştur.
Ancak burada bizi asıl ilgilendiren ve genel anlamda vücuda zararlı olan; apnedir. Apne, Yunanca bir kelime olup, tam karşılığı; nefes alma isteğidir. Uyku apne sendromu, 7 saatlik uyku süresinde 30 veya daha fazla apne sayısının olmasıdır. Bu da saatte ortalama 5 apne indeksi demektir.
Sonuç olarak horlayan bir çocuk, saatte en az 5 kere apne geçirirse, bu çocukta uyku apne sendromu var denilebilir. Bu sendromun da saatte 5-20 apne; hafif dereceli, saatte 20-40 apne; orta dereceli, saatte 40’dan fazla; ciddi apne anlamında olmak üzere dereceleri vardır.
Bizi ilgilendiren ve en sık görülen apne tipi tıkayıcı apnedir. Bu da iki şekilde kendini gösterir. Biri üst solunum yolu direnç sendromu ki burada hastalar belirgin kısmi üst solunum yolu tıkanıklığı gösterirler. Ancak, burada tamamen tıkanıklık sözkonusu değildir. Oksijen doygunluğu normal seviyededir (% 95) ve kişi tıkanıklığı yenmek için solunum çabası içindedir. Göğüste karında birbirine uyumsuz hareketler oluşur ve uykuda minik sıçramalar görülür. Bu kişiler, uzamış solunum çabasından dolayı kalp ve damar sıkıntılarına girerler, gündüz devamlı uyuma ve halsizlik semptomları gösterirler.
Diğeri ise, daha ileri evrede görülen, gece solunum ve oksijen azalmasıdır. Hastalarda uyku sırasındaki apnede akciğerlere hava geçmez ve kişinin o anda solunumda belirgin azalma oluşur ve kanda oksijen doygunluğu önemli ölçüde düşer. İlaveten vücuttaki damar büzücü sistem harekete geçer ve çevre damarlarda daralma ve gecici akciğer ve kalp hipertansiyonu oluşur. Uykuda ani çocuk ölümleri arasında, uyku apnesinin bu tipi bulunmaktadır.
Apne esnasında oluşan bu iki olayın ardından, üst solunumun yollardaki tıkanıklığı yenmek için yüksek göğüs içi negatif basınç oluşur. Uykudan uyanma sayesinde, apne dönemlerinin sonlaması sağlanır. Bu uyanma sonunda oksijen azalması durur ve normal solunuma geçilir. Hasta genellikle bu uyanmaların farkında değildir. Ancak, bozulmuş uyku düzenine bağlı olarak, gündüz uykusuzluk ve ara ara sızmalar şeklinde kendini gösterir.
Normalde kişi uyanık iken, solunum istemli sinir sisteminin kontrolü altındadır. Ancak, uyurken istem dışı sistemin kontrolü altına geçer. Uykuda kişiler her 1 saatte, 1 ila 4 adet arasında değişen hızlı göz hareketi ve hızlı göz hareketi olmayan dönemlerine geçerler. Hızlı göz hareketi olmayan dönemde uyku daha derindir ve solunum daha düzenlidir. Hızlı göz hareketi döneminde ise, uyku daha yüzeyseldir ve üst solunum yollarının adele gerginliklerinde azalma ve bazı bölgelerde daralma oluşur. Buna bağlı olarak da, solunum iyice düzensiz olur ve oksijen doygunluğunda düşme, karbondioksitte de artma oluşur. Apne de işte bu dönemde oluşur.
Tedavide KBB muayenesi önemlidir.
Bütün bu belirtilerin görülmesi halinde, Endoskopik sistem ile tam bir kulak burun boğaz muayenesi yapılır. Gerekli görülmesi halinde, radyografiler çekilir ve 7 saatteki apne sayısını ölçen uyku laboratuarına gönderilir.
Geniz eti ve bademciklerde üst solunum yollarında darlığa neden olacak aşırı büyüme mevcut ise bu dokuların alınması veya boyunda, burun ve genizde yer kaplayıcı dokuların çıkartılması gerekli olduğu hallerde çocuk tekniğine uygun olarak septum deviasyon cerrahisi, dil kökü bademciklerinin lazer ile çıkartılması, şişman çocuklarda açlık, kan şekeri gibi sistemik incelemelerin yapılması ve diet tedavisi, tedaviler arasındadır.
Büyüklerde uyguladığımız horlama ameliyatlarını ise, çocuklarda önermiyoruz. Çocuklarda öncelikle, gelişimin tamamlanmasını ve çene yapısının tam gelişmesini beklemek gerekmektedir.
Horlama:
Üst solunum yollarının kısmi tıkanıklığına bağlı olarak, buradaki dokuların titreşmesi ile ortaya çıkan sestir.
Tıp dilinde apne:
Solunan havanın burunda ve ağızda 10 saniye durmasıdır. Apne indeksi, 1 saatlik uyku sürecindeki apne sayısıdır. Ve apnenin fiziksel nedenleri, burundan ses tellerine kadar oluşan bölgelerin patalojilerine bağlıdır.
APNE’NİN FİZİKSEL NEDENLERİ
Burun içi nedenler:
Burun deliklerini burun içinden ayıran oluşumun eğriliği
Nezle
Alerji
Yabancı cisim
Burun içi ve gerisinde doğumsal olarak görülen kitle ve kistler
Geniz ve boğazlardaki nedenler:
Geniz eti büyümesi
Büyük bademcikler
Büyük dil
Dil arkası lenf dokusunun büyümesi
Çenenin iskelet yapısında gelişme geriliği
Genizde kitle
Aşırı şişmanlık
Ses telleri ve gırtlak bölgesinde:
İnfeksiyon
Ödem
Kitle
HORLAMA VE APNE’NİN BELİRTİ VE SONUÇLARI:
Tıkayıcı uyku apnesi sırasında klinik olarak çarpıcı bulgular gözlenir. Uykuda sıçramalar, uyanmalar ve bozulmuş uyku düzeni oluşur. Çocuk terleyerek, bazen boğularak, çırpınmalar ile birlikte uyanır. Gündüz ise okul performansı düşer, gündüz uyuklamaları ve konsantrasyon bozukluğu oluşur. Uykuda büyüme hormonu salgılandığından, uyku bozukluklarında bu hormonun salgısı azalır ve gelişme geriliği görülebilir.


Devamını okuyun >>>

çocukta burun tıkanıklığı

Burun içi hava yolu yeni doğanda ve çocukta erişkine göre oldukça dardır.Bu yüzden burada oluşan herhangi bir anormal gelişim, şikayetlerin bir anda gürültülü şekilde ortaya çıkmasına neden olur.Burun alt solunum yollarının bekçisi görevini görür ve havanın burundan nemlendirilerek akciğerlere verilmesi vücudun solunum dengesi açısından oldukça önemlidir.
Burun içindeki sümük burundan solunan havanın nemlenmesini, yabancı cisimlerin tutulmasını, burun içini döşeyen örtünün korunmasını sağlar. Bu sümüğün ritmik bir siklüsü bulunmaktadır. Bu siklüs burun içindeki burun etlerinin (konka), dolgunluklarının artması ve azalmasına bağlı olarak, her iki burun arasında dönüşümlü olarak değişir. Bu günlük hayatımızda tam olarak farkedilmez, ancak burunda tıkanıklık olduğu hallerde belirginleşir.
Ayrıca, burun ve akciğer arasında beyinde önemli bir merkez tarafından yönetilen bir ilişki bulunmaktadır. Burnun tıkalı olduğu tarafta, akciğer solunum kapasitesi düşük olur. Bu tarafta burun içinde direncin fazla olması, akciğer direncini de artttırır ve akciğere giden hava azalır.
Burunda tıkanıklık nedenleri
Doğumsal nedenler:
En sık görülen koanal atrezidir. Burun arkası ile geniz arasının zar veya kemik doku ile kapalı olmasıdır.Bu durum çocuk doğduğu günden itibaren kendini belli eder. Tek taraflı veya çift taraflı olabilir.
Doğum esnasında veya sonradan düşmelere bağlı septumda (iki burun deliğini burun içinde ayıran yapı), deformasyon , deviasyon(eğrilik) ve hematom (kan birikmesi) oluşabilir. Burun içine yabancı cisim kaçmaları, birtakım kist ve tümörler yine burun tıkanıklığı nedenleridir.
Sonradan burun tıkanıklığı yapan nedenler: En sık nedenlerden biri geniz etidir. Doğumda oldukça küçüktür.1-2 yaşlarında, çocuğun kendi bağışıklık sistemi oluştukça büyümeye başlar. Ergenlik döneminde ise küçülür.Genizde solunan hava ile temas eder ve devamlı sümük ile yıkanır.Dolayısı ile çeşitli mikrobik ajanlar(antijen) ile temas halindedir.Aktif bağışıklık sistemini devreye sokarak antikor üretir.Bu aktivitenin fazla olması, fazla antijen ile temas ve allerjide büyüme daha fazla olur. Fazla büyümeden dolayı kronik iltihaplı bir akıntı ve tıkanıklık oluşur. Bademciklerin büyüklüğünden bağımsız olarak geniz etinde fazla büyüme burunda çok ciddi solunum güçlüğü yaratır. Daha önce belirttiğim gibi burundaki direncin artması, akciğer solunumun azalmasına neden olur. Bu da genelde olarak vücutta oksijen azalması ve buna bağlı kalbin fazla çalışması sonucunu doğurur.
Geniz eti, ayrıca mikropların tutulduğu bölge olduğundan, sık orta kulak enfeksiyonlarının ve üst solunum yolu infeksiyonlarının nedenini oluşturabilir. Sigara içilen ortamlarda sigara dumanı bu doku tarafından tutulur ve kulağın havalanmasını sağlayan östaki tüplerinde ödem yapar ve kulakta ağrı, sıvı birikimi ve iltihabi reaksiyona neden olur.
Burun tıkanıklığında allerji faktörünü unutmamak gerekir. Normal kişilerde bazı doğal maddelere karşı reaksiyon gelişmezken, bazı kişiler bu maddelere karşı istilayı önlemek için aşırı bağışıklık cevabı verir. Bunlara allerjik bünyeler denir. Allerjenler bu yanıt sonunda kişinin vücudunda, istenmeyen etkilere yol açan bazı kimyasal maddeler salgılar. Bu maddeler burunda tıkanıklık, şişme, kaşıntı, aşırı sümük oluşumuna neden olur.
Sinüzit, burun tıkanıklığının bir diğer nedenidir. Çocuklarda sinüzit genellikle uzun süren nezle ile birlikte oluşur. Fazla burun salgısının olması ve salgı kıvamının yoğun olması burun drenajının azalmasına ve burun içinde sümüğün birikmesine neden olur .Bunun sonucunda burun içi örtüsünde kronik değişiklikler ve enfeksiyonlar oluşur.
Sinüzit doğru bir medikal tedavi ile tamamiyle iyileşir.Ancak bazı sistemik hastalıklarda veya doğumsal hastalıklarla beraber olursa iyileşmesi zordur ve bazen sinüslerden kaynanaklanan polip değdiğimiz etler oluşabilir. Bu durumda cerrahi tedaviye gerek duyulur. Muayene endoskopik sistem ile yapılır.
Geniz eti
Burun gerisinde, östaki (kulak ile burun arasındaki kanal) tüplerinin yanında nazofarenks (geniz)dediğimiz bölgede küme halinde bulunan lenf dokusudur. BELİRTİLER
Ağızda kuruluk, kötü koku
Horlama
Burun gerisine akıntı
Uyku bozuklukları
Uykuda nefes durmaları
Sık uyanmalar
Beslenme bozuklukları
Gelişme geriliği
Konsantrasyon bozukluğu
NE YAPILIR ?
Tetkiklerde rutin kulakburunboğaz muayenesi, endoskopik muayene, gerekire radyografi ve akıntıdan kültür almak, allerji tetkikleri uygulanır. Nedene göre, uygun medikal veya cerrahi tedavi yapılır.


Devamını okuyun >>>